Rektum kanseri için hangi doktora gidilmeli?

Rektum kanseri, bağırsağın son bölümü olan ve rektum adı verilen kısımdan köken alan kanserdir. Makkattan kan gelmesi, kanlı dışkılama gibi belirtiler ile kendini gösteririr. Böyle durumlarda durumunda vakit kaybetmeksizin  genel cerrahi ya da gastroenteroloji bölüm doktorlarına gidilmelidir. Rektum ve kolon kanserinin tedavisinde ameliyat gerektiren bir durum varsa, bu konuda uzman bir doktorun tercih edilmesi önemlidir. Kolon ve rektum kanserinin tedavisinde genel cerrahi, gastroenteroloji, radyasyon onkolojisi ve onkoloji gibi birçok bölüm doktorlarına ihtiyaç duyulabilir. Öncelikle bir genel cerrahi uzmanına gitmrk gerekir. 

Bunlar da ilginizi çekebilir


Mide kanserinin belirtileri nelerdir?

Mide kanserinin belirtileri şunlardır;
Hastalığın başlangıcından itibaren görülen en öenmli belirti yeme bozuklukları ve kilo kaybıdır.
Mide kanserinin en sık görülen belirtilerinden biri ani iştahsızlıktır.
Kanser, midenin üst kısmında ise bu durum, tıkanıklık hissi ve yutma güçlüğüne neden olur.
Yemek borusunda yanma, şişkinlik hissi, karında şişkinlik ve geğirme gibi şikayetler görülebilir.
Kanserli doku midenin alt kısmında yer alıyorsa bulantı ve kusma sık görülür.
İlerleyen evrelerde kanlı dışkı ve kanlı kusma (hematemez) belirtileri görülür.
Ancak, bu belirtilerin hiç biri kesin tanı için yeterli değildir, fizik muayene ve çeşitli testlerin sonuçlarıyla desteklenmesi gerekir.

Kanserde 5 yıllık sağ kalım ne demektir?

Kanser hastalığında 5 yıllık sağ kalım ne demek? Uygulanan tedaviden sonra hastaların ortalama beklenen yaşam süreleridir. Bir kanser türünde örneğin 5 yıllık sağ kalım % 70 dediğimiz zaman, bu 100 hasta içinden, 5 yıl sonunda, 70'inin hayatta kaldığı, 30'unun ise vefat ettiği anlamına gelir. Eğer istenirse, sadece 5 yıllık değil, bir, iki, üç ya da on yıllık sağ kalım oranları da ifade edilebilir.

Kanser nedir?

Kanser, hücrelerin kontrol dışı olarak çoğalması sonucu olarak ortaya çıkan bir hastalık türüdür. Akciğer kaseri, mide kanseri, prostat kanseri gibi kaynaklandığı organa göre değişik isimler alır. İnsan hayatının devamlılığı için insan vücudundaki en küçük yapı taşı olan hücrenin, sürekli olarak bölünmesi, çoğalması ve kendini yenilemesi gerekir. Hücrelerin de belli bir yaşam ömrü mevcuttur. Ömrünü tamamlayan hücreler vücuttan ortadan kaldırılır. Bu hücrelerin yerine yenil hücreler oluşur. Aradaki bu denge genlerin kontrolünde gerçekleşir. Ancak bu denge her zaman için düzgün çalışmayabilir. Çeşitli nedenlerden dolayı bu dengenin bozulması sonucu, vücudun bazı bölgelerindeki hücreler kontrolsüz ve aşırı bir şekilde bölünüp çoğalmaya başlar. İşte bu önlenemyen kontrolsüz artış kanser olarak adlandırılır.

 

 

Kanser neden olur?

Kanser, hücrelerin aşırı çoğalması sonucu oluşan bir hastalıktır. Vücuttaki hücrelerin yapım ve yıkım süreçleri vardır. Bu yapım ve yıkım arasında bir denge bulunmaktadır. Ancak yapım yıkımdan daha fazla meydana gelirse kanser adı verilen hastalık ortaya çıkar. Yani yapım ve yıkım arasındaki dengenin, yapım lehine bozulmasına kanser denir. Kanserin çeşitli nedenleri vardır. Beslenme konusunda yapılan bazı yanlışlıklar, gıdalardaki katkı maddeleri, radyasyon tedavisi, hava kirliliği, çevre kirliliği gibi bazı nedenlerden dolayı genlerin mutasyona uğrar. Bu durum hücreler aşırı şekilde çoğalmasına neden olarak kanser hastalığına yol açar. 

Rektum kanseri bulaşıcı bir hastalık mı?

Rektum kanseri bulaşıcı bir hastalık değildir. Rektum kanseri ya da kolon kanseri olan bir kişiden bir başka kişiye hastalığın bulaşması söz konusu değildir. Kanserin solunum, temas ya da cinsel yolla bulaştığına dair herhangi bir kanıt yoktur. Fakat rektum ve kolon kanserinde genetik yetkınlık bulunmaktadır. Yani ailesinde rektum ve kolon kanseri olan kişilerde de bu hastalıkların görülme ihtimali olmayanlara göre daha yüksektir.

Dünyada en sık görülen kanser nedir?

Akciğer kanseri tüm dünyada en sık görülen kanser olup, hem erkeklerde hem de kadınlarda kansere bağlı ölümlerin en önemli nedenidir. Akciğer kanserinin gelişiminde pek çok çevresel faktör rol alır, ancak en önemli risk faktörü sigaradır. Sigara, tüm akciğer kanserlerinin %90’nından sorumludur.

Kaynak: https://jag.journalagent.com/aot/pdfs/AOT_45_1_1_4.pdf

Kansere bağlı lenf bezi büyümesi nasıl olur?

Kansere bağlı olarak gelişen lenf bezi büyümesinin özellikleri şunlardır; 

  • Lenf bezindeki büyüme haftalardır vardır.
  • Büyüme antibiyotik tedavisi ile gerilemez.
  • Ağrı yoktur.
  • Lenf bezi muayenede sert kıvamdadır.
  • Birbirine yapışık, lastik kıvamında ve birden fazla beze vardır. 

Kanser tarama testleri nelerdir?

Kanser tarama testleri, kanserin erken teşhis edilmesine yardımcı olmak için kullanılan testlerdir. Erken teşhis, kanserin tedavi edilmesi ve kontrol altına alınması için oldukça önemlidir. Kanser tarama testleri, kanser türüne ve kişinin yaşına, cinsiyetine ve risk faktörlerine bağlı olarak değişebilir. Bazı yaygın kanser tarama testleri şunlardır:

Meme kanseri taraması: Kadınların 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi yaptırmaları önerilir. Risk faktörleri varsa daha erken yaşlarda ve sık aralıklarla mamografi yapılması gerekebilir.

Kolorektal kanser taraması: 50 yaşından sonra herkesin kolonoskopi yaptırması önerilir. Ayrıca, gaitada gizli kan testi ve sigmoidoskopi gibi diğer tarama testleri de yapılabilir.

Prostat kanseri taraması: Prostat kanseri taraması, 50 yaşından sonra erkekler için önerilir. PSA (prostat spesifik antijen) testi yapılabilir.

Cilt kanseri taraması: Risk faktörleri varsa dermatolog tarafından yapılan cilt muayenesi yapılabilir.

Serviks kanseri taraması: Kadınlar için serviks kanseri taraması, 21 yaşından sonra HPV testi veya Pap smear testi yapılması önerilir.

Akciğer kanseri taraması: Risk faktörleri varsa düzenli olarak yapılan düşük dozlu bilgisayarlı tomografi taramaları yapılabilir.

Bu kanser tarama testleri, kanserin erken teşhis edilmesine yardımcı olabilir, ancak herhangi bir testin kesin bir sonuç vermesi için tıbbi bir değerlendirmeden geçmek gereklidir. Tarama testleri, kişinin yaşam tarzı ve risk faktörleri gibi diğer faktörlerle birlikte değerlendirilmelidir. Kişinin tarama testleri hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek ve hangi testlerin yapılması gerektiğini belirlemek için doktorla görüşmek önerilir.

Hangi alternatif tıp tedavileri kanser tedavisinde kullanılabilir?

Alternatif tıp tedavileri kanser tedavisi için kullanılmaz veya önerilmez. Kanser tedavisi için gerekli olan tedaviler, büyük ölçüde bilimsel araştırmalar sonucunda geliştirilmiş olan konvansiyonel tıp tedavileridir. Kanser tedavisi için uygulanan yöntemler arasında kemoterapi, radyasyon terapisi, cerrahi müdahale, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler bulunur.

Alternatif tıp tedavileri, kanser tedavisi için kullanılmaz veya önerilmez çünkü bunların kanser hücreleri üzerinde etkili olduğuna dair kanıt yoktur ve kanser tedavisinde standart olarak kabul edilmeyen tedaviler bazen tehlikeli olabilir. Bununla birlikte, kanser tedavisi sürecinde yaşanan stres, ağrı, yorgunluk gibi belirtilerle başa çıkmak için bazı alternatif tedaviler, bir doktor tarafından önerildiği ve kontrol altında uygulandığı takdirde destekleyici tedavi olarak kullanılabilir. Ancak bu alternatif tedavilerin kanseri tedavi etmek için kullanılması önerilmez ve konvansiyonel tıbbi tedavilerin yerini alamaz.

Anemi ve kanser arasındaki ilişki nedir?

Anemi ve kanser arasında birçok farklı ilişki bulunabilir. Kanser hastalarının yaklaşık yarısında anemi görülebilir ve bu durum kanser tedavisi sırasında da devam edebilir. Kanser hastalarındaki aneminin nedenleri arasında kanser tedavisinin yan etkileri, kanserli hücrelerin kemik iliğindeki normal kan hücrelerinin üretimini engellemesi veya normal kan hücrelerinin yok edilmesi sayılabilir. Bazı kanser türleri de vücudun demir, folik asit veya B12 vitamini gibi temel besin maddelerini emmesini engelleyebilir, bu da anemiye yol açabilir.

Diğer yandan, uzun süreli bir demir eksikliği anemisi, mide kanseri, kolorektal kanser veya kan kanseri gibi kanserlerin gelişim riskini artırabilir. Bununla birlikte, kanser ve anemi arasındaki ilişki genellikle kanserin kendisi ve tedavisi ile ilgilidir ve anemi kanser taraması için bir işaret olarak kullanılmaz. Kanser hastalarında anemi belirtileri görüldüğünde, uygun tedavi yöntemleri uygulanarak aneminin tedavisi ve kanser tedavisi planlanabilir.

Yeni SSS


Lenf nodu veya lenf bezi, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan küçük, fasulye veya oval şekilli yapılardır. Vücudun çeşitli bölgelerinde, özellikle boyun, koltuk altı, kasık ve karın bölgesinde kümeler halinde bulunurlar. Lenf nodlarının temel ...


Pannikülit, deri altındaki yağ dokusunun iltihaplanması anlamına gelir. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir ve farklı tipleri vardır. Genellikle ciltte kırmızı, hassas nodüller şeklinde kendini gösterir. Bazı durumlarda ateş, halsizlik ve eklem ağrıları gibi sistemik belirtiler d ...


Kızlık zarı (hymen), vajina girişinde bulunan ince ve esnek bir dokudur. Genellikle vajina açıklığını kısmen kapatır ve ortasında adet kanının akmasına izin veren bir veya daha fazla delik bulunur. Kızlık zarı hakkında bazı önemli bilgiler; Yap ...


Hayır, üroloji ve nefroloji aynı değildir. Her ikisi de böbreklerle ilgili olsa da farklı uzmanlık alanlarıdır. Nefroloji: Odak noktası: Böbreklerin iç yapısı ve işlevleri. İlgilendiği hastalıklar: Böbrek ye ...


Nefroloji, böbreklerin sağlığı ve hastalıkları ile ilgilenen bir tıp dalıdır. Böbrekler, vücudumuzun atık ürünlerini filtrelemek, kan basıncını düzenlemek, elektrolit dengesini sağlamak ve kırmızı kan hücresi üretimini uyarmak gibi hayati fonksiyonlara sahiptir. Nefroloji, böbrek ...


ANA (Anti-Nükleer Antikor) testi, vücudun kendi hücrelerine karşı ürettiği antikorları tespit etmek için yapılan bir kan testidir. Bu antikorların varlığı, bağışıklık sisteminin yanlışlıkla kendi dokularına saldırdığı ...


Ekimoz, halk arasında morluk, çürük veya ezik olarak da bilinen, cilt altında kılcal damarların hasar görmesi sonucu kanın sızması ve ciltte renk değişikliği oluşması durumudur. Ekimoz (morluk), cilt altında kılcal damarların hasar görmesi sonucu oluşan kan sızıntısıdır. Travma, ...


Vücutta morarma, tıp dilinde "ekimoz" olarak adlandırılan, cilt altında kılcal damarların hasar görmesi sonucu kanın sızması ve ciltte renk değişikliği oluşması durumudur. Morarmalar genellikle mavi, mor, yeşil veya sarımsı renkte olabilir ve zamanla renkleri değişebilir. ...


Osteom, kemik dokusundan oluşan iyi huylu bir tümördür. Genellikle yavaş büyür ve çoğunlukla kafatası, yüz kemikleri, uzun kemikler ve omurgada görülür. Çoğu osteom belirti vermez, ancak büyüdükçe ağrıya, şişliğe veya etrafındaki dokulara baskı yaparak fonksiyon bozukluğuna neden ...


PRP (Platelet Rich Plasma) yani "Trombositten Zengin Plazma" tedavisi, kişinin kendi kanından elde edilen ve iyileştirici faktörler açısından zenginleştirilmiş plazmanın, hasarlı veya dejeneratif dokuya enjekte edilmesiyle yapılan bir tedavi yöntemidir. Nasıl Uy ...


Baker kisti (popliteal kist), diz arkasında oluşan sıvı dolu bir kesedir. Genellikle diz eklemiyle ilgili bir problemden kaynaklanır, örneğin menisküs yırtığı, kireçlenme veya romatoid artrit. Belirtileri: Diz arkasında şişlik ...


Diz eklem aralığında minimal sıvı artışı, diz ekleminin içinde normalden biraz daha fazla sıvı birikmesi anlamına gelir. Bu durum genellikle eklem zarının (sinovium) iltihaplanması veya tahriş olması sonucu ortaya çıkar. Nedenleri: ...


Medial menisküs arka boynuzunda grade 2 dejenerasyon, dizin iç kısmında bulunan kıkırdak yapının (menisküs) arka kısmında oluşan aşınma ve yıpranmayı ifade eder. Bu durum genellikle yaşlanma, aşırı kullanım veya yaralanma sonucu ortaya çıkar. Grade 2 dejenerasyon, hafif ...


Mutasyonel falsetto (puberfoni), ergenlik döneminde erkeklerin seslerinin kalınlaşması gereken dönemde, sesin ince kalmaya devam etmesi durumudur. Yani, ses değişimi tamamlanmamış ve yetişkin bir erkeğe göre daha tiz bir ses kullanılmaktadır. Nedenleri: ...


Papilödem, göz sinirinin başlangıç noktasında, yani optik diskte şişlik olması durumudur. Optik sinir, gözden beyne görsel bilgileri taşıyan önemli bir sinirdir. Papilödem genellikle kafa içi basıncının artması sonucu ortaya çıkar. Papilödem Belirtileri: ...